Beyefendi
1994 Dünya Kupası'nı ABD'nin düzenleyeceği açıklandıktan
sonra tüm otoriteler şaşırmıştı. Çünkü o sıralar ABD'de profesyonel bir futbol
ligi bile yoktu.
Amerikalılar daha çok basketbol ve beyzbol ile
haşır neşirdi.
ABD'de yayıncılık açısından da Avrupa ile saat
farkı gereği maçların sabah saatlerinde oynanması gerekecekti.
Ama o turnuvanın futbol tarihinin o güne kadar
tribünlere en çok seyirci çeken kupası olacağından kimsenin haberi yoktu.
İşte o kupada elemelerde son Dünya Kupası
finalisti Arjantin'i 5-0 yenen ve gizli favori olarak gösterilen Kolombiya da
yer alacaktı.
35 milyon nüfuslu bu Güney Amerika ülkesinde ise
kupadan 1 yıl önce büyük uyuşturucu baronu Pablo Escobar öldürülmüştü.
Escobar'dan boşalan uyuşturucu krallığına
oturmak isteyen karteller, başkent Medellin dahil her şehirde kaos ve
huzursuzluk yaratıyordu.
Adeta 'Yeraltı dünyasında' kartlar yeniden
dağıtılıyordu.
Dünya Kupası öncesi Kolombiya'nın her mevkide
kaliteli futbolcuları vardı.
Aralarında en güvenilir olanlardan biri ise
savunma oyuncu Andres Escobar'dı.
Kolombiya'nın gruptan çıkma başarısı gösterdiği
bir önceki Dünya Kupası'nda da yıldızı parlamış, takımın bankosu olmuştu.
Uyuşturucu baronu Pablo Escobar'ın finansal
olarak yıllarca destekliğini Atletico Nacional'de görev almış,1989 yılında
Güney Amerika kıtası'nın Şampiyonlar Ligi sayılan Libertadores Kupasının
kazanılmasında büyük rol oynamıştı.
Escobar sakin kişiliği ile biliniyor, bir
savunmacı olmasına rağmen Kolombiya'da tüm takım taraftarları saygı duyuyordu.
Hatta lakabı 'Beyefendi' olan bir futbolcuydu.
O zaman 27 yaşında olan Escobar'a, Dünya Kupası öncesi Fabio
Capello yönetiminde Avrupa'yı kasıp kavuran Milan transfer teklifi yapmıştı.
Özel hayatında da işler yolunda gidiyordu
Escobar'ın.
'Beyefendi' uzun süredir birlikte olduğu Pamela
Cascardo ile nişanlanmış ancak Dünya Kupası sebebi ile de düğünlerini
ertelemişlerdi.
Fakat Dünya Kupası Kolombiya için kötü başladı.
Hagi önderliğindeki Romanya'ya 3-1
kaybetmişlerdi.
2. maçtaki rakipleri ev sahibi Amerika Birleşik
Devletleri idi.
Karşılaşma öncesi Kolombiya'nın takımın
konakladığı otele isimsiz tehdit telefonları geliyordu.
Kolombiya'nın galibiyeti üzerine ülkedeki
kartellerin yüksek miktarda bahis oynadığı, olası bir mağlubiyette ülkeye geri
dönmemeleri söyleni-yordu.
ABD karşılaşması öncesi konuşan Kolombiya Teknik
Direktörü Maturana, "Üze-rimizdeki beklenti bize baskı yarattı. Bu baskı
futbolcularımın sinirlerini bozdu" açıklaması yapıyordu.
ABD-Kolombiya maçı bu şartlar altında başladı.
Karşılaşmanın 35. dakikasında ise ABD atağında
Andres Escobar, ters bir hamle yapmış ve topu kendi ağlarına göndermişti.
Mücadeleyi 2-1 kaybeden Kolombiya, gruptan
çıkamamıştı.
Maç sonrası ise kendi kalesine attığı gol sebebi
ile mağlubiyetin baş sorumlusu olarak görülen Andres Escobar'a ölüm tehditleri
yağıyordu. Turnuva sonrası güvenlik sebebi ile Escobar'a ABD'de kalması ve bir
süre ülkesine giriş yapmaması söylendi.
'Beyefendi' bunu kabul etmedi.
Kolombiya halkı tarafından yeniden kabul
göreceğine emindi.
ABD maçından 10 gün sonra Escobar, başkent
Medellin'de arkadaşları ve nişanlısı ile bir akşam yemeğine gitmişti.
Ama bunun son yemeği olacağından habersizdi.
Andres Escobar, restoran çıkışı bir ilkokul
öğretmeni tarafından üzerine 12 kez ateş edilerek öldürüldü.
Escobar'ı öldüren öğretmen Humberto Castro
Munoz, 43 yıl ceza aldı ancak 11 yıl sonra beraat etti.
Escobar'ı neden vurduğu verdiği ifadelerde tam
olarak anlaşılamayan öğretmenin işlediği cinayet hakkında ise görgü tanıklarının
ilginç anlatıları vardı.
Katil, Escobar'a her ateş ettiğinde "Gol,
gol, gol" diye bağırmıştı.
Mafyanın etkisinin üst düzey olduğu bir ülkede
futbol ve Dünya Kupası nedeniyle bir futbolcu hayatını kaybetmişti.
Escobar'ın cenazesine 120 bin kişi katıldı.
Başkent Medellin'de ise 2002 yılından beri
'Beyefendi'nin anıt heykeli sergileniyor.

Yorumlar
Yorum Gönder